Güncelleme Tarihi: Mayıs 24, 2026 09:13
ABD Adalet Bakanlığı’nın Ocak ayında açıkladığı Jeffrey Epstein belgelerinden öğrendiğimiz her olayla Epstein’in kötülük imparatorluğunun sınırlarının düşündüğümüzden çok daha geniş olduğunu görüyoruz. İngiltere basınında Epstein belgeleriyle ilgili çıkan son habere göre, Epstein 2008 yılında bir kadının katil zanlısının tecavüz ve cinayet suçlarından yargılanmasına engel oldu ve adamın kaçmasına yardım etti.
İngiliz gazeteleri 2008’in Mart ayında trajik manşetlerle çıkmıştı. Genç bir kadının cinayetinin haberini veren bu manşetlerin bu kadar şoke etmesinin nedeni, öldürülen kadının genç ve parlak bir öğrenci olmasının yanı sıra, katil zanlısı Farouk Abdulhak’ın İngiltere ile suçlu iade anlaşması olmayan Yemen’e giderek yargılanmaktan kaçmasıydı. 23 yaşında cinayete kurban giden Norveçli Martine Vik Magnussen’in dosyasının bugün yeniden gündeme gelmesinin ardında yatan neden ise Jeffrey Epstein…
Martine’nin babası Odd Petter Magnussen kızının hâlâ çözüme kavuşturulmayan dosyasını ve olayla ilgili gelişmeleri anlattı.
MİLYARDER İŞ İNSANININ OĞLUNU KORUDU
ABD Adalet Bakanlığı tarafından Ocak’ta açıklanan Epstein belgelerinde, Martine Vik Magnussen cinayetiyle ilgili bilgiler de yer alıyor. Belgelere göre, pedofil finansör Jeffrey Epstein, Martine’nin öldüğü dönemde katil zanlısı Farouk Abdulhak’ın babası Yemenli milyarder Shaher Abdulhak ile Kraliyet Savcılık Hizmetleri (CPS) Direktörü Lord Ken Macdonald arasında bir görüşmeye aracılık etti.
Cinayet işlendiği sırada CPS’in başındaki isim olan Macdonald, Ekim 2008’de bu görevden istifa ederek, kendi avukatlık firmasını kurdu. Epstein, varlıklı arkadaşına hukuk danışmanlığı yapması için Macdonald’a ulaştı ve eski Kamu Savcılığı Direktörü, genç kadının tecavüz edildikten sonra boğularak öldürülmesi davasıyla ilgili olarak Shaher Abdulhak ile Paris’te görüştü. Macdonald, Abdulhak’ın firari oğlu için verdiği danışmanlık hizmetinin karşılığında 20 bin pound ödeme aldı.
Ken Macdonald, daha sonra Shaher’in talebi üzerine Yemen’de Farouk Abdulhak ile de görüştü. Martine’nin babası Petter, cinayet işlendiği sırada CPS’in başında olan kişinin baş şüpheliyle ve babasıyla görüşmesini “aşırı yanlış” olarak nitelendirdi.
Epstein belgeleri ayrıca, Epstein’in Norveç’in eski İngiltere Büyükelçisi Mona Juul ile aşırı yakın dostluğunu da gözler önüne serdi. Petter, Norveç hükümetinin Farouk Abdulhak’ın peşini bırakmasının ardında Juul’ün bu görevde bulunmasının yattığını söylüyor.
Martine Vik Magnussen. Fotoğraf: Baba Odd Petter Magnussen
Shaher Abdulhak’ın kapılarını çaldığı diğer “ağır topların” arasında Londra’da hukuk bürosu bulunan Ian Burton da vardı. Burton’ın tartışmalı müvekkilleri arasında, ölümünden sonra tecavüz ve cinsel istismar suçları ifşa edilen Harrods’ın patronu Mısırlı iş insanı Mohamed Al Fayed de yer alıyordu (Al Fayed aynı zamanda, Prenses Diana’nın sevgilisi ve birlikte hayatını kaybettiği Dodi’nin babası).
Burton, yakın zamanda da Epstein’in yakın arkadaşı olan ve kamu görevini kötüye kullanım şüphesiyle soruşturulan Peter Mandelson’ı temsil ediyordu.
Martine’nin yarı çıplak cesedi Londra’da yer alan Regent’s Park yakınlarındaki bir apartmanın bodrum katında, molozların altında bulundu. Genç kadın boğularak öldürüp gömülmeden önce tecavüze uğramıştı.
Şüpheler anında, Regent’s Business School’dan arkadaşı Abdulhak’ın üzerinde yoğunlaştı. Martine’nin cesedinin bulunduğu sitede oturan Abdulhak, 14 Mart 2008’in ilk saatlerinde, finallerin bitişini kutladıktan sonra seçkin gece kulübü Maddox’tan çıkarken Martine ile birlikte görülen son kişiydi.
Abdulhak, olaydan sonraki ilk saatlerde tarifeli uçakla İngiltere’den Kahire’ye gitti ve buradan babasının özel jetiyle Yemen’e geçti. Şimdi 39 yaşında olan Abdulhak’ın o günden beri Yemen’de yaşadığı ve 2020’de vefat eden babasından kalan mirasla geçindiği düşünülüyor.
Abdulhak, 2023’te BBC’ye yaptığı açıklamada, yani şimdiye kadar verdiği tek röportajda, ilk kez Martine’nin ölümüne dahil olduğunu kabul etti ve olayın, “cinsel ilişkide kokain etkisiyle yaşanan bir kaza olduğunu” söyledi. Petter Magnussen ise bu iddiayı reddederek, Martine’nin vücudundaki 43 kesiğe işaret ediyor. Acılı baba, bu çiziklerin genç kadının şiddetli bir saldırı sırasında hayatta kalmak için savaştığının göstergesi olduğunu vurguluyor. Olayın cinsel ilişki sırasında yaşandığını kabul eden Petter, “Fakat kızım buna sürüklenmişti, zaten kanında da çok az miktarda kokain bulundu” dedi.
Londra emniyeti geçtiğimiz hafta, davanın hâlâ açık olduğunu ve Abdulhak’ın peşini bırakmayacaklarını açıkladı. Kızı için adalet mücadelesini sürdüreceğini belirten Petter de önceliğinin intikam değil, adalet olduğunu söylüyor. Petter, intikam için eline pek çok fırsat geçtiğini de dile getirdi:
“Yaklaşık 10 farklı gruptan Farouk Abdulhak’ı öldürme ya da zorla geri getirme teklifleri aldım. Yemen’de öldüreceklerini ya da onu bir İngiliz karakolunun önüne bırakacaklarını söylediler ama ben Martine’nin davasının uluslararası hukuku değiştirmesini istiyorum. İade anlaşmasının olmaması, bir kaçağın adalete teslim edilmesini engellememeli.”
