VakıfBank’tan Ayça Aykaç’a veda! Zehra Güneş gözyaşlarına boğuldu

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Güncelleme Tarihi: Mayıs 26, 2026 17:37

Sezonu 3 kupayla tamamlayan VakıfBank, yeni sezon öncesindeki kadro planlaması doğrultusunda Ayça Aykaç Altıntaş ile yollarını ayırdı. 2009 yılında altyapısına dahil olduğu VakıfBank’ta 2014-2015 sezonunda A takıma yükselen tecrübeli libero, sarı siyahlı formayla 3 FIVB Kulüpler Dünya Şampiyonası, 5 CEV Şampiyonlar Ligi, 7 Sultanlar Ligi, 5 Kupa Voley ve 4 Şampiyonlar Kupası olmak üzere 24 şampiyonluk yaşadı.

VakıfBank’ta düzenlenen veda töreninde, katkılarından dolayı Ayça Aykaç’a teşekkür edilirken, kariyerlerinin yeni sayfasında başarı dilekleri sunuldu.

😢 Zehra Güneş, VakıfBank’tan ayrılan Ayça Aykaç’a gözyaşlarıyla veda etti. pic.twitter.com/9a1u8lcahY

Zehra Güneş, Ayça Aykaç için hazırlanan videoda duygu dolu anlar yaşadı ve şu sözleri söyledi:

“SENİNLE BU FORMAYI PAYLAŞTIĞIM İÇİN İNANILMAZ ŞANSLIYIM”

Bu çok duygusal bir konuşma olacak benim için çünkü ben sezon sonunu beklemiştim. Herhalde o zaman ağlarım diye düşünüyordum. Ben bu kulübün kapısından ilk girdiğim gün sen antrenman yapıyordun. Ve VakıfBank adı altında yazdığım bütün başarılarda hep birlikteydik. Her takımda; küçük takımda, yıldız takımda, genç takımda… Seninle bu formayı paylaştığım için inanılmaz şanslıyım. En yakın arkadaşlarımdan biri olduğun için inanılmaz şanslıyım.

Seninle milli takımda da, bundan sonra da, her zaman hayatın her alanında paylaşacağımız daha çok şey olacağına eminim. Buna kalpten inanıyorum. Sen her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Umarım bu yeni hikâyende her şey istediğin gibi çok güzel olur ve senin yanında ışıldarlar. Seni çok seviyorum. İyi ki benim en yakın arkadaşımsın. İyi ki bu kulüp için bu emekleri, bu başarıları verdin. Bu teri akıttın. Bu kulüp seni hiç unutmayacak. Sen benim hayatımda olmaya hâlâ devam edeceksin.

Başantrenör Giovanni Guidetti’nin açıklamaları ise şu şekilde oldu:

” VAKIFBANK’TA 16-17 YILDIR VAR BEN İSE 18 YILDIR VARIM”

Yani, eğer Ayça hakkında konuşmam gerekirse bence bize bir film lazım. Bir Instagram gönderisi ya da bir Youtube videosu yetmez. Gerçekten çok ama çok uzun bir zamana ve uzun bir hikâyeye ihtiyacımız var. Dürüst olmak gerekirse Ayça’yı ilk gördüğüm anı hatırlamıyorum bile. Benden bile önce buradaydı. Genç takımdaydı, muhtemelen minik takımdaydı. Sanırım VakıfBank’ta 16-17 yıldır var. Ben ise VakıfBank’ta 18 yıldır varım. Bana defalarca söyledi ve defalarca hatırlattı ki kendisi benim en uzun süre antrenörlüğünü yaptığım oyuncu. Yani en çok çalıştığım oyuncu o.

“EĞER BÖYLE OLMASAYDI, AYÇA VE BENİM BİRLİKTE KAZANDIĞIMIZ TÜM O KUPALARI KAZANAMAZDIK”

Bence Ayça, onu ne kadar önemsediğimi, ona ne kadar saygı duyduğumu ve onu ne kadar çok sevdiğimi çok iyi biliyor. Ama elbette, bu kadar uzun süre birlikte kaldığınızda bu bir nevi evliliğe dönüşüyor. Dolayısıyla tabii ki kavga ve barış oluyor. Bazen bu tür ilişkilerde, barış dönemi en uzunu olsa bile insanların en çok hatırladığı şey hep kavgalar olur. Bilirsiniz, bu biraz dünya tarihi gibidir. Savaşın ne zaman çıktığını hatırlarsınız, barış zamanını hatırlamazsınız. Kesinlikle eminim, Ayça ile benim barış içinde geçirdiğimiz süre en uzunuydu. Eğer böyle olmasaydı, Ayça ve benim birlikte kazandığımız tüm o kupaları kazanamazdık.

“ARAMIZDAKİ DÖNÜM NOKTASI, ONU VAKIFBANK’IN BİRİNCİ LİBEROSU YAPMAYA KARAR VERDİĞİM ANDI”

Ayça bu takımın liberosu olduğu için gerçekten minnettarım. Çünkü gerçekten çok şey başardık. Bence Ayça ile aramızdaki dönüm noktası, onu VakıfBank’ın birinci liberosu yapmaya karar verdiğim andı. O dönemde Gizem Örge tabii ki hâlâ çok iyi bir libero ve o an VakıfBank’ın liberosuydu. Ama ben dedim ki: “Tamam, bence Ayça hazır. Gelişmemizi ve daha fazla kupa almamızı sağlayacak.” O sırada Gizem elbette kariyerinin zirvesindeydi. Birçok insan benim bu seçimimi eleştirdi. Ama günün sonunda VakıfBank kazanmaya devam etti. Ayça liderlik koltuğunu aldı, birinci libero pozisyonunu üstlendi ve VakıfBank kazanmayı sürdürdü.

“ÖNÜMÜZDEKİ EYLÜL AYINDA SALONA GİRDİĞİMDE BİRİNE “AYÇA” DİYE SESLENECEĞİME EMİNİM”

Bu onun için çok zordu. Çünkü ona çok baskı yükledik. Omuzlarına çok fazla stres, çok fazla gerçek bir baskı verdik. Ve o bununla çok ama çok iyi başa çıktı. Benim için Ayça hakkında konuşmak her zaman çok duygusal olacak. Çünkü Ayça olmadan bir salona girmek… Bunun aynı salon olacağını düşünmüyorum. Önümüzdeki eylül ayında salona girdiğimde birine “Ayça” diye sesleneceğime eminim. Çünkü onu yakınımda görmeye çok alışkınım. Antrenör çizgisi ile liberonun çizgisi arasında çoğu zaman gerçekten bir metre mesafe olurdu. Kızgın olduğumda onun yüzünü aramayı özleyeceğim. Eğer iki gözü yerine iki tabancası olsaydı sanırım bugün burada olmazdım. Beni çoktan defalarca öldürmüş olurdu.

“ONUN HARİKA BİR LİBERO VE ÇOK İYİ BİR İNSAN OLDUĞUNA GERÇEKTEN İNANIYORUM”