
Gençlik yıllarında saçlarını düzleştirmek için ütü masasında ütü kullanan, yirmili yaşlarında ise sarı rengi korumak için yoğun açma işlemleri uygulayan bu kadın, otuzlu yaşları boyunca saçlarının en ipek halinde olmadığını biliyordu. Ancak saçlarının gürlüğüne güvendiği için bir gün uyanıp aynada kafa derisinin her yerinde kel bölgeler göreceğini asla tahmin edememişti.

Banyo zemininde oturup telefonla çektiği kafa derisi fotoğraflarına dehşet içinde bakarken, aklından geçen tek bir soru vardı: Ya bütün saçlarımı kaybedersem? Kendi sektöründe saçın sağlığın en büyük göstergesi kabul edildiğini belirten spor eğitmeni, insanlara iyi yaşam için ilham verirken bu haliyle nasıl örnek olacağını kara kara düşünmeye başladı. Durumu fark eden eşi de büyük bir şok yaşadı ancak hemen araya girerek, saçın olsa da olmasa da seni her halinle seviyorum diyerek ona en büyük duygusal desteği verdi.

Sosyal medyadaki bu paylaşımından sonra saatler içinde binlerce mesaj aldığını aktaran eğitmen, bu sorunun ne kadar çok kadını yalnız hissettirdiğini o an anladığını vurguladı. Yapılan araştırmalar ve sağlık verileri de bu durumu destekler nitelikte çünkü sadece İngiltere gibi ülkelerde bile yaklaşık sekiz milyon kadının farklı seviyelerde saç dökülmesi sorunu yaşadığı tahmin ediliyor. Hatta bazı erkeklerin, eşlerinin bu dökülmeler yüzünden evden çıkamayacak kadar büyük travmalar yaşadığını kendisine mesajla ilettiğini belirtti.

Klinikteki uzmanlar, kafa derisini büyüteçli kameralarla inceleyip hafif çekme testleri uyguladıktan sonra ona hayatının en rahatlatıcı cümlesini kurdular: Saç köklerin hala sağlam ve zarar görmemiş, yani saçların kesinlikle yeniden çıkacak. Bu sözleri duyunca ilk kez rahatlama gözyaşları döktüğünü söyleyen kadın, kendisine “telogen effluvium” yani yoğun stresin tetiklediği geçici saç dökülmesi teşhisi konulduğunu ifade etti.

Eğitmen, o dönemde ne kadar büyük bir stres yükü altında olduğunu geriye dönüp baktığında çok daha net anladığını belirtti. Pandemi sürecinin zorlukları, iki büyük ebeveynini üst üste kaybetmesi ve aynı anda iki büyük spor salonunun günlük operasyonel krizleriyle boğuşması, bastırdığı tüm duyguların saçlarından çıkmasına neden olmuştu. Sporculuk yıllarının kendisine acıyı ve stresi yok sayarak ilerlemeyi öğrettiğini ancak vücudun bu baskıyı eninde sonunda dışarı vuracağını acı bir deneyimle öğrendiğini aktardı.

Bir yılın sonunda dökülen yerler saçla dolmuş ve üç yıl sonra yeni saçları eski uzunluğuna ulaşmış olsa da süreç iniş çıkışlarla doluydu. Spor salonunda terlemekten ve saçının ıslak görünmesinden çok korktuğunu, çünkü incelen yerlerin o zaman çok belli olduğunu vurguladı. Saçlarını geri kazanmak için takviye gıdalardan ipek yastık kılıflarına kadar her yöntemi denediğini belirten antrenör, kan verilerek yapılan popüler bir uygulamanın kendisinde hiçbir işe yaramadığını söyledi.

Tam her şey yoluna girmişken kardeşinin düğünü için yaptırdığı kalitesiz bir kaynak uygulaması yüzünden büyük bir hata yaptığını söyleyen kadın, saç derisine çok yakın ve yanlış açıyla takılan uzatmalar yüzünden üç büyük saç şeridinin kökten koptuğunu ifade etti. Artık tüm saça zarar veren kimyasallar uygulamak yerine, sadece güçlü uzayan tellerin boyandığı özel koruyucu yöntemler ve doğru uygulanan profesyonel saç uzatmalarıyla eski kel bölgelerini tamamen iyileştirmeyi başardı.

Bugün gerçek saçlarının her zamankinden daha sağlıklı olduğunu müjdeleyen antrenör, stres kaynaklı bu dökülmenin tek seferlik bir deneyim olarak kaldığını aktardı. Artık saç düzleştiricileri sadece çok acil durumlarda kullandığını ve kontrol edemediği şeyler için endişelenmek yerine sadece stresi yönetmeye odaklandığını belirtti. Sabahları erken kalkıp telefonunu açmadan önce kendisine doksan dakika zaman ayırdığını, yürüdüğünü ve hayatı için şükrettiğini söyleyen kadın, artık parmaklarını saçlarının arasında gezdirdiğinde hissettiği dolgunluk için her gün teşekkür ettiğini dile getirdi.
